Yemen’de Siyasi İktidar Mücadelesi ve İç Çatışmalar

Kuzeyli Husilerin parlamentoyu feshedip ülke yönetimine el koymalarının ardından Yemen’de Suudi Arabistan’ın önderliğindeki 8 Arap ülkesinden oluşan koalisyonun başlattığı ”Kararlılık Fırtınası” adı verilen hava operasyonu ile gözlerin yeniden Yemen’e çevrilmesi üzerine, Yemen’in siyasi yapısını ve ülkede on yıllardır yaşanan siyasi iktidar mücadelesinin tarihsel sürecini ele aldığım ve 3 Ocak 2011 tarihinde bu blogda yayınladığım makalemi bu kez PDF formatında tekrar yayınlamakta fayda olduğunu düşünüyorum. İyi okumalar dilerim…

( Makaleyi PDF formatında okumak için tıklayınız Yemen’de Siyasi İktidar Mücadelesi ve İç Çatışmalar )

Rıdvan TÜRKOĞLU

Kolombiya’da La Violencia Dönemi, Rojas Pinilla Askeri Rejimi ve Ulusal Cephe

Kolombiya’da La Violencia Dönemi, Rojas Pinilla Askeri Rejimi  ve Ulusal Cephe (Makalenin tamamını PDF Formatında okumak için tıklayınız.  La Violencia, Rojas Pinilla Askeri Hükümet Dönemi ve Ulusal Cephe )

     -Kolombiya / Temel Veriler ve Genel Görünüm

Güney Amerika’nın yüzölçümü olarak dördüncü ve 46 milyon nüfusuyla en kalabalık üçüncü ülkesi olan, petrol, kömür, değerli metaller başta olmak üzere zengin yeraltı kaynaklarına sahip, dünyanın önde gelen kahve üreticilerinden olan Kolombiya[1], köklü devlet geleneği ve kurumsallaşmış idari sistemi sayesinde siyasi ve ekonomik düzenini belli bir seviyede sürdürmeyi başarmıştır. Bu yönüyle Latin Amerika’daki diktatörlük yönetimi geleneğinden soyutlanmış yegane örneği olarak değerlendirilmektedir.

Buna karşın, Kolombiya’nın, kökleri ülkenin kuruluş dönemine uzanan, temelde en büyük sorunları olan;

  1. demokrasi geleneğine rağmen elitist yapısı ,
  2. gelir dağılımındaki aşırı uçurum, (2012 yılında 48 ülkenin yer aldığı dünyanın gelir dağılımı en eşitsiz ülkeleri listesinde 6. sıradan 19. sıraya, Latin Amerika ülkeleri arasında ise 3. sıradan 7. sıraya gerilemesine rağmen gelir dağılımı dengesizliği Kolombiya’nın önemli sorunlarından birini oluşturmaktadır)
  3. ve bu sorunlara ek olarak, aşırı sol ayrılıkçı gerilla örgütleri Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri (FARC) ve Ulusal Kurtuluş Ordusuna (ELN) karşı yaklaşık 50 yıldır devam eden silahlı mücadelenin yarattığı istikrarsızlık ortamı,

Daha fazlasını oku…

Türkiye-Latin Amerika İlişkilerinde Son Dönemde Yaşanan Gelişmeler

Gerek coğrafi uzaklık, gerek dış politika önceliklerindeki farklılıklar nedeniyle ülkemiz ile  Latin Amerika bölgesinde yer alan ülkelerle olan ikili ilişkiler Cumhuriyet tarihi boyunca düşük seviyede seyretmiş, Latin Amerika’ya Türkiye, Ortadoğu ve İslam dünyası açısından bakıldığında her şeyden önce vurgulanması gereken, kıta ile “sosyal” bağların bilindiği ve düşünüldüğünden çok daha fazla olmasına rağmen[1], son döneme kadar ilişkilerin, genelde karşılıklı sempati temelinde kültürel alanda atılan birtakım adımlardan ibaret olduğu görülmüştür.

2010 yılında bölgeyi ziyaret eden ilk Başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önümüzdeki hafta bölgeye gerçekleştirmesi öngörülen geniş çaplı ziyareti öncesinde, “Latin Amerika Çalışmaları” alanında yüksek lisans yapan biri olarak, ülkemiz ile Latin Amerika bölgesinde yer alan ülkeler arasında son dönemde gerçekleşen gelişmeleri ele almanın faydalı olacağını düşünüyorum.

Öncelikle,  Arjantinli Türkiye-Latin Amerika İlişkileri Uzmanı Ariel S. Gonzalez Levaggi’nin de ifade ettiği gibi,[2] Amerika Birleşik Devletleri hegemonyasının zayıflaması ve yeni bölgesel güçlerin ortaya çıkması gibi sistemik faktörlerin yanında, Türkiye’nin uluslararası kimliğinin değişimi, piyasa çeşitliliği çabaları ve uluslararası forumlarda ortak hareket etme gibi faktörler, Türkiye ve Latin Amerika ülkelerinin işbirliği anlamında derinleşebileceklerini fark etmelerini sağlamıştır.

Bu doğrultuda, Türkiye-Latin Amerika ilişkileri hakkında konunun uzmanları, Türk Dış Politikası açısından;

  1. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 1995 yılında Arjantin, Brezilya ve Şili’ye ziyareti,
  2. 1998 yılında “Latin Amerika ve Karayipler Eylem Planı”nın uygulama konulması,
  3. ve son olarak da 2006 yılının Türkiye’de “Latin Amerika ve Karayipler Yılı” olarak ilan edilmesi,

çerçevesinde Latin Amerika’ya yönelik  üç önemli kurucu adımdan söz etmektedirler.[3] Daha fazlasını oku…

Merhaba!

Yaklaşık 2 yıllık bir aradan sonra bloguma geri dönüş yapmak beni heyecanlandırıyor. Blogumu daha aktif bir hal getirmek için kafamda uçuşan planlar-projeler bunun en önemli nedeni olsa gerek. Üniversite dönemimde daha çok bireysel akademik gelişimim için kullandığım blogumu artık gezi notları & fotoğrafları – kitap önerileri- hatta yemek köşesi ile renklendirmek en büyük hedefim, tabi takdir edersiniz ki işim ve yüksek lisans eğitimim nedeniyle akademik yazılardan da uzak kalmam mümkün değil. Son 2 yılda hayatımda ve kariyerimde çok şey değişti, blogumda paylaşarak kişisel tarihime not düşmek istediğim çok değişik tecrübeler yaşadım ancak, sözkonusu aradan dolayı hayıflanmak yerine bir an evvel blogumu aktif hale getirmek en iyisi. Bu doğrultuda beni teşvik eden en temel unsur, geçmiş yazılarımın tıklanma sayısı desem ukalalık etmiş olmam umarım. Özellikle, mezun olduğum uluslararası ilişkiler bölümünden mezun olanlar için yazdığım “Bir Uluslararası İlişkilercinin Kariyer Planları ve KPSS” başlıklı yazım yüzlerce kez okundu, hala günde onlarca kez okunuyor ve büyük kısmını cevaplandıramadığım onlarca yorum aldı, gelen sorulara peyderpey cevap vermeye çalışacağım. Fakat çalakalem yazdığım bir yazıya gelen bu kadar yorum ve soru Uluslararası İlişkiler öğrencilerine danışmanlık konusundaki eksikliği bireysel olarak yeniden tecrübe etmeme neden oldu. Kendimi Abbas Güçlü gibi hissettim desem yeridir 🙂

Gezi üzerine hazırlanan bloglar seyahatseverlerin en büyük yardımcısı, benim de ilgiliyle yakından takip ettiğim, bir ülkenin görülecek yerleri, kültürü ve mutfağına ilişkin merak ettiğim bir husus olduğunda veya akdemik alanda ilgilendiğim bir konuya ilişkin kaynak aradığımda danıştığım birbirinden güzel bloglar var. Önümüzdeki yıllar içinde blogumu bu tarz bloglardan birtanesi haline getirebilmek çok iddialı bir hedef olabilir ancak, ülkemizde giderek çok hızlı bir şekilde artan internet kullanımı gözönünde bulundurulduğunda, ihtiyacı olan bir kişiye bile ilgilendiği konu hakkında bilgi aktarabilmek, yaygınlaşan blog kullanımının asli görevini ifa edebilmek adına, ufak da olsa kendi çapımda katkı sağlamak, beni mutlu edecektir.

Tüm bunların dışında, blogla ilgilenmenin kişisel gelişim için çok yararlı olduğuna inanıyorum.

O zaman sözü fazla uzatmadan, İzmir’den “better know nothing than half-know many things” özdeyişle başladığım bloguma Ankara’dan tekrar merhaba diyorum!

RT

Kategoriler:Günlük

ORTADOĞU ÖRNEĞİNDE SON DÖNEM TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA POLİTİK EKONOMİ (Lisans Bitirme Tezi)

ORTADOĞU ÖRNEĞİNDE SON DÖNEM TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA POLİTİK EKONOMİ (Çalışmanın PDF formatına ulaşabilmek için başlığı tıklayınız)

Literatürde yapılan çalışmalar ışığında okumalar yapıldığında dış politikada çok geniş bir yelpaze içerisinde farklı perspektiflerle ve algılamalarla Türk dış politikasının son yıllardaki dinamizminin sebep ve sonuçları ele alınmaktadır. Bu değerlendirmelerde ekonomi faktörünün göz ardı edildiği veya görece daha az çalışmanın konusu olduğu görülmektedir.  Bu sebepten ötürü son yıllarda dikkat çekilmeye başlayan perspektiften değerlendirmelere ihtiyaç olduğu görülmektedir. Zira, çalışma boyunca üzerinde durulduğu gibi, bölgesel güç olabilmek için öncelikle ekonomik bir güç olunması gerektiğine inanılarak ihracata dayalı Türk ekonomisinin çevresinde barış ve istikrarı inşa etmeyi hedefleyen Türk dış politikasını ekonomi perspektifinden yoksun değerlendirmesi eksik kalacaktır. Bu bağlamda, 2011-2012 eğitim-öğretim dönemi boyunca Lisans Bitirme Tezi olarak hazırladığım çalışma aşağıdaki başlıklar çerçevesinde;  Ortadoğu özelinde Türk dış politikasında son yıllarda yaşanan  radikal dönüşümde ekonomik faktörleri esas alarak politik ekonominin ağırlığını sabit ve objektif verilerle anlama ve anlamlandırma çalışmalarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

1) Türk Dış Politikasında Paradigma Değişikliği

-Soğuk Savaş Sonrası Türk Dış Politikasında Paradigma Arayışları

– AKP’nin Yeni Dış Politika Paradigması

– Türkiye’nin değişen Ortadoğu Politikası

-Ekonomi Merkezli Dış politikaya Geçiş (Trading State’in ortaya çıkışı)

2) Türk Dış Politikasında Yeni İktisadi Aktörler ve Araçlar

-Türk ekonomisinde yaşanan dönüşüm ve Yeni İktisadi Aktörlerin

ortaya çıkış süreci

-Dış politikada yeni aktörler

-Türk dış politikasında politik ekonominin uygulanmasında yeni iktisadi araçlar ve uygulamalar

  • Serbest Ticaret Antlaşmaları
  • Yatırım İlişkileri
  •  Türk  Hava Yolları (THY)
  • Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı  (TİKA)
  • Küresel ve Bölgesel örgütlerde temsiliyet

3) Ortadoğu Örneğinde Son Dönem Türk Dış Politikasında Politik Ekonomi

-Türkiye’nin Bölge ülkeleriyle ekonomik ilişkileri

-Bölge ülkeleriyle ikili ilişkiler

SONUÇ

Son olarak; 2011-2012 eğitim-öğretim döneminde KPSS ve mezuniyet süreciyle birlikte götürdüğüm söz konusu çalışmam esnasında bana her türlü desteği ve kolaylığı gösteren Tez Danışmanım Sn.Mustafa Küçük’e teşekkürü bir borç bilirim.

Rıdvan TÜRKOĞLU

Bir Uluslararası İlişkilercinin Kariyer Planları ve KPSS

13 Ocak 2013 33 yorum

Uluslararası ilişkiler bölümünden mezun olan bir öğrencinin eğitim sonrası kariyer planlamasında alternatiflerinin malesef kısıtlı olduğu kabul edilen bir gerçektir. Özellikle, hukuk ve PDR isterken tercihlerinin arasına sıkıştırdığı bir bölümü okumak zorunda kalanlar için durum biraz daha kötüdür. Bu yazımda, söz konusu süreçten lise dönemimden itibaren hedeflediğim alan doğrultusunda yaptığım çalışmalar neticesinde maddi-manevi mümkün olan en az yıpranmayla çıkabildiğim için kendimi şanslı addediyorum. Bu bağlamda, özellikle başta mezun olduğum Ege Üniversitesi’nde okuyan alt dönemden bölümdaş arkadaşlarıma ve “uluslararası ilişkilerci” olarak mezun olan ve kariyer hayatı hakkında kafasında soru işaretleri olan bölümdaşlarıma bu süreçten yeni çıkan bir arkadaşınız olarak naçizane önerilerimi içeren bu yazıyla yardımcı olmak istedim. Özellikle, kendi üniversitem açısından söylemek gerekirse, mezun olana kadar KPSS hakkında Hocalarımız tarafından maalesef hiç bir yönlendirmeye ve bilgilendirmeye tabi tutulmayan ve dolayısıyla haksız rekabet içerisinde KPSS maratonuna başlayan arkadaşlarımı konu hakkında bir nebze olsun aydınlatabilirsem ne mutlu… Çünkü çok iyi kurumlarda görev alabilecek potansiyele sahip arkadaşlarımın yönlendirme eksikliğinden ötürü kamu hakkındaki gelişmelerden geri kalmaması gerektiğine inanıyorum.
Uluslararası ilişkiler bölümünden mezun olup üniversite hayatının sona ermesinden sonra diplomalı işsizler kervanına katılmak istemeyenlerin önünde 3 seçenek bulunmaktadır ve baştan söylemem gerekirse iyi bir hayatı garanti altına alıp, başarılı olabilmek için söz konusu bu 3 seçenek için de üniversite hayatı boyunca kendinize yatırım yapmanız gerekmektedir:
1) Özel Sektör
2) Akademik kariyer
3) Kamu Sektörü Daha fazlasını oku…

2012 in review

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2012 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Yeni Boeing 787 Dreamliner, yaklaşık 250 yolcu taşıyabilmektedir. Bu blog, 2012 içinde yaklaşık 1.100 kez görüntülendi. Eğer bu bir Dreamliner olsaydı, bu kadar çok insanı taşımak yaklaşık 4 tur sürerdi.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Kategoriler:Günlük Etiketler: